Avrupa İstikrar Girişimi - ESI - 23 Kasım 2017, 01:06
URL:

AB'nin Türkiye ile vize serbestleşmesi süreci neden hem Türkiye'nin hem de AB'nin çıkarına?

"Türklerin kendilerini en az Avrupalı hissettikleri an vize kuyruğunda bekledikleri an."
Türkiye'nin Avrupa Birliği eski Bakanı Egemen Bağış

A new generation of Turks waiting to be able to freely travel to Europe

ESI Türkiye ülke sayfası

Türkiye'nin Vize Serbestleşmesine Dair Değerlendirme Çizelgesi (Mayıs 2016)

Avrupa'nın Sınırlarını (A'dan Z'ye) Anlamak. Anahtar Kelimeler ve Teknik Terimler Sözlüğü

Batı Balkanlar için hazırlanan Beyaz Liste Projesinden konu ile en alakalı olan metinleri Türkçe 'ye çevirdik: Batı Balkanlar için Schengen Beyaz Liste Projesi (Mart 2012)

Türkiye 16 Aralık 2013'te AB'nin vizesiz seyahat rejimine yönelik yol haritasını kabul etti ve bir geri kabul anlaşması imzaladı. Birbirine bağlı bu iki olay, Türkiye ve AB arasında resmi olarak vize serbestisi diyaloğu sürecini başlatan önemli adımlar.

Her şey yolunda giderse, Türkiye vatandaşları Schengen kapsamında bulunan ve çoğu AB üyesi olan 30 kadar ülkeye bir kaç yıl içinde vizesiz seyahat edebilecekler. Türkiye ile AB arasında yakın işbirliği gerektiren bu süreç, aynı zamanda, taraflar arasında güven tazeleme ve ilişkileri canlandırma konusunda potansiyele sahip.

AB İçişleri Komiseri Cecilia Malström 16 Aralık 2013'ü "tarihi öneme sahip bir gün" olarak değerlendirirken Türkiye Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, "Avrupa'da Türkiye'ye, Türkiye'de de Avrupa'ya bakışı değiştirecek" tanımını yaparak vizesiz seyahatin "psikolojik bir devrim" yaratacağını belirtti. İmza törenine katılan Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, "Yük olmaya değil, yük almaya geliyoruz" diyerek, ülkesinin yerine getirmesi gereken yükümlülükler konusunda, söz verdi.

Gerçekten de, bu süreç sayesinde Türkiye AB'nin iç güvenliğine katkıda bulunacak. Vize zorunluluğunun kalkması için, Türkiye'nin sınır yönetimini güçlendirmesi, güvenli seyahat ve kimlik belgeleri sağlaması, uluslararası standartlara uygun bir iltica sistemi kurması, insan haklarına saygı göstermesi, yasadışı göç, örgütlü suçlar ve yolsuzluk ile etkili bir biçimde mücadeleetmesi ve AB ile tüm bu alanlarda yakın işbirliği yapması gerekiyor.

Her yıl yüz binlerce Türk, AB'ye seyahat için zaman ve para harcayarak, AB konsoloslukları önünde sıraya giriyor. 2012 yılı için sayı 670.000. Bu insanlar çoğu kez, yalnızca bir kaç gün geçerliliği olan tek girişli bir vize alabiliyor. Bazen de, başvurular reddediliyor, ki  yine 2012 yılı için olumsuz neticelenen vize talebi  sayısı 30,000'den fazla.

Schengen bölgesi etrafına inşa edilmiş olan vize engeli, Türkiye vatandaşları ve devlet yetkilileri için yoğun bir hayal kırıklığı kaynağı. Vize zorunluluğu yüzünden en fazla sıkıntı çekenler ise gençler.Vize süreleri dolduktan sonra AB'de kalmak isteyebilecek bekâr gençler konusunda başkentler, konsolosluklara uyarılarda bulunuyor. Sonuç olarak, Türk gençleri çok az seyahat ediyor – İstanbul'daki gençlerin bile yalnızca yüzde 13'ü daha önce yurtdışına çıkmış.

Students at Bogazici University Istanbul. Photo: Bogazici University Istanbul
Boğaziçi Üniversitesi'nde öğrenciler. Fotoğraf: Boğaziçi Üniversitesi İstanbul

Türkiye ve AB, Batı Balkanlar için vize serbestisi sürecine benzer bir sonuç için 2009 yılından bu yana konuyu tartışıyor. Üyelik müzakereleri yürüten ve ekonomisi hızla gelişen bir AB aday ülkesi olan Türkiye, kendisinin atlanarak, AB'ye katılım görüşmelerine dahi başlamamış ülkelere vize muafiyeti teklif edilmesi nedeni ile gücenmiş vaziyette. O dönemde AB'nin Türkiye vatandaşları için vizesiz seyahat konusunu ciddi bir şekilde gündeme almadığı bir gerçek. Bu nedenle, ESI, Türkiye'den gelen düzensiz göçmen sorununu çözmeye ve AB-Türkiye ilişkilerinin gelişmesine yardım edecek konunun vize serbestisi süreci olduğunu AB üye ülkeleri nezdinde kanıtlamaya odaklandı:

Konu ile ilgili ilk gelişme 2012 Haziran ayında yaşandı: AB üye ülkeleri Türkiye ile vize serbestisi diyaloğunu başlatması için Avrupa Komisyonunu göreve davet etti. Aynı gün, Avrupa Komisyonu ve Türkiye bir geri kabul anlaşması parafe etti. (bkz. ESI haber yazıları; sadece İngilizce). Bu anlaşmanın tamamlanması AB'nin Türkiye ile vize serbestisi sürecine girmesinin ön koşuluydu. Paraflanan anlaşmaya (sadece İngilizce) göre, Türkiye AB içinde izinsiz ikamet ettikleri belirlenen Türk vatandaşları ile, üç yıllık bir geçiş dönemini takiben, AB'ye Türkiye üzerinden giriş yaptıkları kanıtlanmış üçüncü ülke vatandaşı düzensiz göçmenleri de geri almak zorunda.

Happiness over the breakthrough on 21 June 2012. Stefan Füle, Member of the European Commission; Egemen Bagis, Turkish Minister for EU Affairs, and Nicolai Wammen, Danish Minister for European Affairs. Photo: The Council of the European Union
21 Haziran 2012 tarihli gelişme ertesinde yaşanan mutluluk anı.
Stefan Füle, Avrupa Komisyonu Üyesi; Egemen Bağış, Türkiye AB Bakanı ve Nicolai Wammen,
Danimarka AB Bakanı. Fotoğraf: Avrupa Birliği Bakanlar Konseyi

2012 yılının ikinci yarısında, Avrupa Komisyonu ve AB üye ülkeleri Türkiye için vizesiz seyahat yol haritasını hazırladılar. Yol haritasının teslimi vize serbestisi süreci başlatacaktı. Bu belge, Türkiye'nin vizesiz seyahate hak kazanabilmesi için yerine getirmek zorunda olduğu, seyahat ve vatandaşlık belgelerinin güvenliği, sınır kontrolü, iltica politikası, düzensiz göç konularını da kapsayan göçmenlik düzenlemeleri, farklı organize suç türleri ve yolsuzluk ile savaş ve ayrıca insan haklarına dair tüm şartları kapsıyordu. AB, yol haritası teslim edildiğinde, Türkiye'den geri kabul anlaşmasını imzalamasını beklediğini açıkça dile getiriyordu. (İmzalama, anlaşmanın parafe edilmesini takip eden adım. Son nokta ise Türkiye Büyük Millet Meclisi ve AB tarafından onaylanma ile konacak.)

Frontex officer at Greek-Turkish border examining rubber boat abandoned by irregular migrants. Photo: Frontex
Yunanistan-Türkiye sınırında düzensiz göçmenler tarafından bırakılan lastik botu inceleyen
bir Frontex memuru. Fotoğraf: Frontex

Ancak, Türkiye yol haritasını kabul etmekte tereddüt etmekteydi. Bazı şartlar konusunda endişeleri vardı. Her şeyden önce Türkiye, geri kabul anlaşmasının bir sonucu olarak, on binlerce Afgan, Pakistanlı, Bangladeşli ve diğer üçüncü ülke vatandaşı düzensiz göçmeni geri almak zorunda kalacağından çekiniyordu.

2013 yılı Mayıs ayında yayınlanan "Vize Kördüğümünü Çözmek" isimli raporumuz durumun sanıldığı gibi olmayacağını anlatıyor. Türk ve Yunan yetkililerin uyguladıkları tedbirler sayesinde ortak sınırdaki yasadışı geçişler 2012 yılından beri büyük ölçüde azalmış vaziyette. Geri kabul anlaşması, AB üye ülkelerinin daha önce AB'ye Türkiye üzerinden gelmiş düzensiz göçmenlerin geri kabulünü talep etmesi için öncelikle söz konusu göçmenlerin AB'ye Türkiye üzerinden geldiklerininkanıtlanmasını zorunlu kılıyor. Düzensiz göçmenler genellikle sınır dışı edilmeyi önlemek amacıyla kullandıkları güzergâhı işaret edebilecek her şeyi atıyorlar. Bunun yanı sıra, pek çok AB üye ülkesi insani sebeplerden dolayı göçmenleri sadece güzergâhları üzerindeki ülkelere geri yollamaya yanaşmıyorlar. Son olarak hatırlatalım, Türkiye'nin üçüncü ülke vatandaşı olan düzensiz göçmenleri geri kabul etmesini zorunlu kılan hüküm, anlaşmasının yürürlüğe girmesinden ancak üç yıl sonra hukuki olarak bağlayıcı hale gelecek.

Raporumuz, Türkiye'nin diğer endişelerine de çözümler öneriyor. Türk diplomasisinin vizesiz seyahatin Gordion düğümünü beş adımda nasıl çözebileceğini gösteriyor:

  1. Öncelikle, Türkiye AB'ye, vize diyaloğunun katılım sürecinin bir parçası olmadığını ve bunun eşit iki taraf arasında müzakere edilen bir konu olduğunu hatırlatmalı. Türkiye, yol haritasında yer alan bütün şartları kabul etmeyeceğini, en baştan, açık seçik duyurmalı.
  2. Türkiye, hukukî yükümlülüklerine sadık kalarak, geri kabul anlaşmasını imzalayacağını, onaylayacağını, ve hatta, hayata geçireceğini ilan etmeli. Bununla birlikte, Türkiye, AB'ye ve kendi halkına, yeniden müzakere edilmiş geri kabul anlaşması uyarınca, üçüncü ülke vatandaşlarını, anlaşmanın yürürlüğe girmesinden üç yıl sonra geri almaya başlayacağını açıklamalı.
  3. Türkiye, vatandaşlarının yaptığı vize başvurularına olumsuz yanıt oranında düşüş ve verilen uzun süreli çok girişli vizelerden yararlananlar arasında paylarının artması gibi alanlarda, AB'ye seyahat eden bona fide ziyaretçilerin durumlarının düzeldiğine dair bir ilerleme görmeyi isteyebilir.
  4. Türkiye'nin kendisine AB nezdinde güven duyulmasını sağlayabileceği iki hayatî önem arzeden alan var. Bunlardan ilki, Türkiye'nin kara ve deniz sınırlarından AB'ye düzensiz göçün azalması, ikinci ise Türkiye'den geçip AB'ye ulaşan üçüncü ülke vatandaşı düzensiz göçmenlerin geri kabulü. Anlaşmayı onaylamasından itibaren üç yıl boyunca herhangi bir hukukî zorunluluk altında bulunmayacak olmasından dolayı, Ankara, AB'den geri alacağı insanların sayısına kendisi karar verebilir.
  5. Türkiye'nin, gerçekçi bir son tarih belirlemesi lâzım. En geç 2015 yılının sonunda, Türk ziyaretçiler vizesiz seyahat hakkından yararlanmaya başlamalı. Eğer bu zaman zarfında, oylama gerçekleşmez veya oylama olumsuz neticelenir ise Türkiye, AB'ye geri kabül anlaşmasının yürürlükten kaldırıldığını bildirmeli.

Sonuçta, Türkiye ile AB arasında bulunan çözüm de bu fikirler üzerine inşa edildi: Türkiye, kendi çekincelerini yansıtan bir "meşruhatlı yol haritası" hazırladı ve AB İçişleri Komiseri Cecilia Malström, Komisyonun bu yol haritasına saygı gösterdiğini ve bunu dikkate alacağını ilan etti. Aynı zamanda, vizesiz seyahatin üç ila üç buçuk yıldan daha uzun sürmeyeceği varsayımından hareket eden Türkiye, koşulları yerine getirmesinin ardından vize zorunluluğunun kaldırılmaması durumunda, AB - Türkiye Geri Kabul Anlaşması'nı iptal edeceğini duyurdu.

ESI olarak, 2013 Eylül'ünde, AB-Türkiye Ortaklık Anlaşması'nın 50. yıldönümü sebebiyle, AB-Türkiye ilişkilerinin son durumunu ve vize zorunluluğunun oynadığı rolü inceledik. 1963 Anlaşması'nın ana fikri olan karşılıklı etkileşimi artırmanın refahı beraberinde getireceği ve iki tarafa da kazanç sağlayacağı görüşü bugün hiç olmadığı kadar geçerliliğini koruyor. Ancak, bariz nedenlerden dolayı vize zorunluluğu bu etkileşimi engelliyor. Bize göre: "Sorun tabii ki de vize!"

İşte tam da bu nedenle, Türkiye ve AB'ye, 1963 vizyonunun merkezinde yer alan, Avrupa'da serbest dolaşım fikrine sadık kalarak bu hakkı ciddiye almaları ve bunu Türkiye'nin genç nesli için gerçeğe dönüştürmeleri için çağrıda bulunduk. Bu nesil – 24 yaşın altındaki 31 milyon genç insan – Ortaklık Anlaşması'nı gelecek yıllara taşıyacak ve ona yeni bir hayat ve anlam aşılayacak.

Myfest 2008 in Berlin-Kreuzberg. Photo: flickr/CDrewing
Myfest 2008 Berlin-Kreuzberg. Fotoğraf: flickr/CDrewing

24 Eylül 2013'te, Avrupa Birliği Adalet Divanı, Türklerin vizesiz seyahati elde edebilmeleri için yegâne gerçekçi yolun vize serbestisi sürecini kabul etmek olduğu anlamına gelen ve uzun süreden beri beklenen bir karara imza attı.. Burada söz konusu olan, Ortaklık Anlaşması'ndan doğan haklara dayanan Türkiye vatandaşları için AB ülkelerine vizesiz erişim hususuydu. Davanın merkezinde, 2007 yılı Ekim ayında Ankara'daki Alman Büyükelçiliğine vize için başvuran 20 yaşındaki Türk bir kadın, Leyla Demirkan bulunuyordu. Vize talebi reddedildi. O da Almanya'nın Türk vatandaşlarından talep ettiği vize zorunluluğunun Ortaklık Anlaşması'na göre zaten yasal olmadığını savunarak mahkemeye başvurdu. Ancak, Avrupa Birliği Adalet Divanı iddiayı kabul etmedi. Bu hüküm - bazı Türk uzmanların umduğunun aksine - vize zorunluluğunun kaldırılmasının mahkeme kararları ile başarılamayacağını açıkça gösterdi. Geriye kalan tek yol AB ile vize serbestisi diyaloğunun başlatılmasıydı. Türk hükûmeti sonunda bu yolu seçti.

Alman Stiftung Mercator'a Türkiye'deki vize konusunda çalışmalarımıza verdikleri destek için teşekkürlerimizi sunarız.

Stiftung Mercator

Ayrıca, Türkiye'deki çalışmamızı aktif bir şekilde destekleyen Vize Danışma Kurulu'na, özellikle de eski başkan Giuliano Amato ve kurul üyeleri Charles Clarke ve Otto Schily'ye teşekkürlerimizi sunarız. Diğer desteklerinin yanı sıra, 2012 yılı Mart ayında Ankara'da Türk yetkililerle yapmış olduğumuz bir dizi görüşmede bize eşlik ettiler ve pek çok kurul toplantısında rehberimiz oldular.

Visa Advisory Board

İlk sayfaya geri dön


© Avrupa İstikrar Girişimi - ESI 2017
23 Kasım 2017, 01:06