6/2016

7 October 2016

AB’deki En Tehlikeli Büyücü

The Wizard of Budapest The Wizard of Oz
Viktor Orban (bu hafta The Economist dergisinde yayınlanan karikatür) ve Oz Büyücüsü

This newsletter as PDF

Sevgili Dostlar,

ESI, bir yıl önce Viktor Orban'ı "AB'deki en tehlikeli adam"  olarak nitelendiren bir bülten yayınladı. O zamandan beri Orban Avrupa mülteci krizi hususunda yaşanan karmaşa ve güvensizlikleri istismar ederek ve ana akım siyasî liderlerin zayıflıklarından faydalanarak AB başkentleri ve Brüksel üzerindeki etkisini arttırdı.

Bu hafta, The Economist dergisindeki söyleşimizde Orban'ın AB için teşkil ettiği tehlikeye dikkat çektik:

"Avrupa İstikrar Girişimi adlı düşünce kuruluşundan Gerald Knaus, Viktor Orban'ın Avrupa siyaset yelpazesindeki merkez partilerin kan dolaşımı sistemine aşırı sağ virüsü zerk ederek çok farklı ve çok zararlı bir tehlike yarattığından bahsediyor. Fidesz'in Avrupa Parlamentosu'nda orta sağın temsil edildiği Avrupa Halk Partisi (AHP) üyeliği, Orban'a hem Almanya Başbakanı Merkel hem de diğer ana akım muhafazakârlara kendini dinletme fırsatı tanıyor. Bununla beraber Fransa'daki Ulusal Cephe ya da Avusturya Özgürlük Partisi gibi aşırı sağ oluşumlara burun kıvırsa da onların taktiklerini ve söylemlerini benimsemekten geri kalmıyor. "Avrupa kültürüne yabancı" topluluklardan 'yüz binlerce kişinin' gelmesine yeşil ışık yakanları hıyanet ile suçluyor. ülkelere tazminat davaları açıyor. Orban hükûmeti, mültecilerin Berlin ve Stokholm gibi şehirlerin bazı bölümlerini 'girilmesi olanaksız bölgelere' dönüştürdüğünü iddia ediyor."

Viktor Orban kendisini bir Macar kahramanı gibi takdim etmeyi seviyor. 1848 ve 1956 devrimlerinin liderleriye aynı kumaştan olan ve Avrupa'yı mahvetmeye çalışan, Brüksel ile Berlin'deki hain seçkinlere karşı tek başına başkaldıran bir âsi imajını vermeye çabalıyor. Ancak Orban bize Oz Büyücüsü'nü çağrıştırıyor.

"Bay Orban'ın kışkırtıcı önerileri toplu göçle başa çıkmaya uğraşan siyaset üreticileri açısında çok yararlı değil. Ama Orban'a hakkını vermek lâzım: Büyük çaplı yeniden yerleştirme planları uygulamaya sokulmadan önce sınır denetimi sağlanmalı diyen ilk o oldu. Hâlihazırda Birlik içinde bulunanların yeni yerleşim yerlerine gönderilmesine yönelik AB politikasına dair çekinceleri, göçmen almaya hevesli üye ülkelere bile sadece bir kaç bin kişinin gönderilebilmesi neticesinde adeta doğrulandı. Ancak sorun şu ki, çevresindekiler Avrupa içindeki mülteciler sorunu ile ilgili şimdiye kadar çözüm önerebilmiş değil. Afrikalı mülteciler için Libya'da dev bir kamp inşa etmek veya Avrupalıları daha çok bebek yapmaya teşvik ederek demografik istikrarı sağlamak gibi öneriler ciddiyetsizliğin boyutunu ve bu yaklaşımın temel sıkınıtılarını gözler önüne seriyor. Bay Knaus'a göre, perde açılınca karşımızda korkunç Bay Orban yerine söyleyeceği hiç bir şey olmayan pörsümüş bir demagogun belirmesi işten bile değil.ˮ

Hatırlayın: Oz Büyücüsü adlı o olağanüstü eserin en can alıcı yerinde aslan kükrer ve Toto perdeye takılır ve o anda herşey değişir:

"…hepsi merakla izliyordu. Perdenin kapatarak sakladığı noktada kabak kafalı, buruşuk yüzlü küçücük bir adam da onlar kadar şaşkındı. Sesi titreyerek 'Ben Oz'um , büyük ve korkunç' dedi. 'Ama ne olur bana vurmayın -lütfen yapmayın- ve benden istediğiniz herşeyi yapacağım' diye de ekledi."

Nihayet, yalanı ortaya çıkan Oz kendisinin aslında herkesi kandıran bir şarlatan, vantrilok bir eski sirk sanatçısından başka bir şey olmadığını; yeşil gözlük takınca (Müslüman sürülerinin istila edeceği korkusu) tabii ki Zümrüt şehrinin (Macaristan) yeşil göründüğünü çünkü kendisinin herkese bu renk gözlük takdırdığını itiraf eder:

"...ama elbette yeşil gözlük takarsan herşey sana yemyeşil görünür."

Green spectacles

 

AHP'nin harekete geçme zamanı geldi

AHP'nin Orban'ın bu meydan okumasına cevap vermesinin ve onu Avrupa'nın merkez siyasî akımların temsil edildiği sıralardan kaldırarak, benzer fikirler savunanların yanına, yani gerçekte ait olduğu aşırı sağ sıralarına göndermesinin vakti geldi de geçiyor. Orban'ın Macarlara bu yılki ulusal günlerinde söyledikleri kâle alınırsa AHP'nin inandırıcılığı ve güvenilirliğinden bahsetmenin zorluğu aşikâr:

"Bugünün özgürlük düşmanları ne eskinin kral veya imparatorları ne de Soveyet sistemini idare edenler gibi gorünmüyorlar. Farklı bir çehreyele karşımıza çıkıyorlar. Bunlar bize boyun eğdirmek için farklı yöntemler kullanıyorlar. Bugün bizi hapse atmıyor, kamplara yollamıyorlar. Hürriyet sevdalısı ülkelere tanklar da göndermiyorlar. Metodları başka: Bugün uluslararası medya yaylım ateşi, ithamlar, tehditler ve şantajlar boyunları eğdirmeye yetiyor- ya da en azından bugüne kadar yetiyordu... Şimdiye dek rehavet ve zenginlik içindeki Avrupalılar sonunda Avrupa'yı üzerine inşa ettiğimizi yaşam ilkelerinin ölümcül bir tehlike ile karşı karşıya olduğunu görüyorlar."

Orban'a göre bahsettiği bu düşmanlar şu anda Brüksel'de iktidarda:

"Eğer bu toplu göçü durdurmak istiyorsak ilk once Brüksel'i dizginlemeliyiz. Avrupa'nın geleceği için asıl tehlike buraya kapağı atmak isteyenler değil  Brüksel'deki fanatik enternasyonalistler."

Öyle ki, bu güçlü ve fakat kötü niyetli güruh ulus-devletleri yok etmeye kararlı:

"Brüksel'dekilerin çabucak aramıza yabancıları katmak için planlar yaptıklarını söylemek yasaklı. Bunun amacının bu insanları buraya Avrupanın dini ve kültürel haritasını yeniden çizebilmek ve etnisiteleri yeniden yapılandırmak olduğu ve ulus devletleri saf dışı etmek olduğunu söylemek de yasak."

Pekiyi, Orban'ın sürekli bahsettiği bu Brüksel'deki hainler kim?

(Orban'ın kendisine yakın zamanda tehlikeli "nihilist" yakıştırması yaptığı) Komisyon başkanı Jean-Claude Juncker mi? AB Konseyi Başkanı Donald Tusk mu?, Avrupa Parlamentosu'ndaki en büyük grubun başındaki Manfred Weber mi? Yoksa AB'nin en etkili hükûmetinin başındaki Angela Merkel mi?

Jean-Claude Juncker Donald Tusk Manfred Weber Angela Merkel
Jean-Claude Juncker – Donald Tusk – Manfred Weber – Angela Merkel

Dördü de içinde Avrupa Parlamentosu'nun en büyük grubu AHP'nin en etkili üyeleri  arasında. AHP, bugün AB kurumlarının yönetiminde en fazla söz sahibi yapı. Orban işte bu insanların Avrupa halkının düşmanı olduğunu ima ediyor. Aslında Orban retoriği AHP platformunun ciddiye alınmamasını da gerektiriyor. Oysa söz konusu platform gururla aşağıdakileri dillendirebiliyor:

 "Bizim siyasî ailemiz Avrupa bütünleşmesinin itici gücüdür. 1976'da aynı çatı altında buluşan Avrupa Hıristiyan Demokratları ilk Avrupa partisini, Avrupa Halk Partisi'ni kurdu. Merkez ve merkez sağı temsil eden bu grup, Soğuk Savaş'ın yirmi yıl önce bitmesini takiben, Avrupa'nın gerçekten bir bütün ve gerçekten hürriyete kavuşmuş bir şekilde biraraya gelmesine yardım etti."

"Dünyanın bazı bölgelerinde demokratik fikirler yayılırken, başka yerlerde, kılık değiştirmiş otoriter idareler ve tutucu, Batı karşıtı düşünceler zemin kazadılar."

"Bugün daha da büyümüş olan siyasî ailemiz AHP'nin ortak temel değerlerine bağlılığımızı teyid ediyoruz. Bu değerler, insan hayatının her evrede geçerli haysiyetine, özgürlüğe ve sorumluluğa, eşitliğe ve adalete, hakikate, dayanışmaya ve yetki ikâmesine inançtır. Söz konusu değerlerin çıkış noktası Hristiyan bir bireyin sahip olması gereken nitelikler listesidir.  Varmak istenilen hedef ise ortak yararı tesistir. Bu uğurda güçlü bir sivil toplam elzemdir. Akıl ve tarihîn kazandırdığı  tecrübeler yol göstericimizdir."

Marine Le Pen Geert Wilders Hans-Christian Strache Jaroslaw Kaczynski
Marine Le Pen – Geert Wilders – Hans-Christian Strache – Jaroslaw Kaczynski

AHP mensuplarının cevap vermesi gereken soru şu: Daha ne kadar kendilerine Marine Le Pen'in, Geert Wilders, Hans-Christian Strache ve Jaroslaw Kaczynski'nin dilini kullanarak saldıran bu adama tahammül edebilecekler?

Viktor Orban and Jaroslaw Kaczynski
Jaroslaw Kaczynski ve Viktor Orban kültür devrimi hazırlığında

Kim bilir, belki de Macaristan'da düzenlenen referandumun katılımın düşük olması nedeni ile geçersiz ilân edilmesi ve AB'ye ve seçkinlerine karşı giderek daha da yüksek tondan ifâde edilen retorik AHP tüzüğününn 9. maddesinin uygulaması için doğru momentum yaratmıştır. Böylece AHP grubundan Fidesz'in ihracı gerçekleşebilir. Bunun için gereken başkanlığın ya da yedi üye veya ortak üyenin teklifi.

Sadece AHP'nin yararı için değil ama 2012 AHP platformunun ortaya koyduğu temel değerleri benimseyen tüm Avrupalıların yararı için söz konusu ihraç acilen gerçekleştirilmeli.

Saygılarımla,

More on Viktor Orban's illiberalism

The Guardian

The Guardian, Patrick Kingsley, "Hungarian right does not want to leave the EU. It wants to subvert it" (2 October 2016)

Gerald Knaus, the head of the European Stability Initiative, a Berlin-based thinktank, said that he hoped Orbán's setback would loosen his psychological hold over other European leaders. A prominent critic of the Hungarian leader, Knaus said members of the European People's party, the continent's largest alliance of centre-right parties, should now expel Orbán's party, whose far-right policies are now at odds with mainstream Christian democracy.

"If he fails to get the necessary 50% in a referendum of his choice, where he mobilised everything he could to get people to turn up and vote – it should hopefully be seen as a sign that he is in fact vulnerable," Knaus argued. "And that his apparent total dominance of Hungarian politics is as much about the weakness of the opposition and the strange electoral system as it is about his popularity."

But Knaus warned that Orbán still had an outsized influence on European affairs, as indicated by "the striking indifference on the part of the EU to taking its own laws seriously". It is still, Knaus added, "far too early – whatever the results today – to count Orbán out."

The Guardian, Patrick Kingsley, "Hungarian referendum decides whether to slam the door on migrants" (1 October 2016)

A scuffle about 1,294 refugees is in fact a war over the role of the nation-state, and the nature of European democracy, argued Gerald Knaus, the director of thinktank European Stability Initiative. "It's a performance that's not about results – he's not worried that any refugees will end up in Hungary," said Knaus, a major player within refugee-related politics in Europe. "The refugee issue for Orbán is really just a means to an end – and that end is a cultural counter-revolution in Europe and an end to liberal Europe," he said.

More in Hungarian on Portfolio.hu and Napi.hu.

 

ESI newsletters and blog posts

 

Also watch these videos:

"Wir schaffen das!"
"Wir schaffen das!" documentary

"Refugee Deals: Policy Without Humanity?" in Amsterdam
"Refugee Deals: Policy Without Humanity?" in Amsterdam

"Humanities Festival" in Vienna
"Humanities Festival" in Vienna